Hong Kong’da tanınmış demokrasi yanlısı aktivist Joshua Wong, bir mahkeme tarafından ulusal güvenlik yasası kapsamında yabancı güçlerle iş birliği suçlamasıyla 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, Wong’un eylemlerinin “ağır nitelikte” olduğunu vurgulayarak, 10 yıldan az ceza verilmesinin mümkün olmadığını belirtti.
Reuters ve France 24’ün aktardığına göre, 30 yaşındaki Wong, Eylül ayında Hong Kong ve Çin’e karşı yabancı yaptırımlarını teşvik etmek amacıyla yabancı hükümetlerle iş birliği yaptığını kabul etmişti. Mahkeme, Wong’un ve İngiltere’ye kaçan bir diğer aktivist Nathan Law’un, yabancı hükümetlere yönelik yaptırım çağrılarında bulunan bir komployu yöneten “liderler” olduğunu açıkladı.
Wong’un aldığı bu yeni ceza, kendisinin hapiste geçirdiği süreyi önemli ölçüde uzatıyor. Daha önce de benzer suçlamalarla yaklaşık altı yıl hapis yatan Wong’un, ayrıca 2024 yılında “devlet düzenini bozmak” suçlamasıyla Hong Kong’un en büyük ulusal güvenlik davasında mahkum edildiği biliniyor.
Mahkeme kararında, Wong’un eylemlerinin Hong Kong’un istikrarı ve kamu düzeni üzerinde ciddi tehdit oluşturduğu belirtildi. Yargıç, Wong’un ulusal güvenlik yasasını ihlal ederek, yabancı ülkelerden Hong Kong ve Çin’e karşı yaptırım ve diğer “düşmanca önlemler” talep ettiğini kaydetti.
Ulusal güvenlik yasası, 2020 yılında Pekin yönetimi tarafından yürürlüğe konmuş ve Hong Kong’daki muhalif hareketleri büyük ölçüde bastırmıştı. Bu yasa kapsamında çok sayıda aktivist tutuklanmış, bazıları ise yurtdışına kaçmak zorunda kalmıştı. Joshua Wong, bu sürecin en bilinen figürlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Wong, daha önce de barışçıl sivil itaatsizlik kampanyalarına öncülük etmiş ve Hong Kong’daki demokrasi hareketinin uluslararası alanda sembol isimlerinden biri haline gelmişti. 2019’daki kitlesel protestoların ardından, Hong Kong’daki muhalif grupların çoğu dağılmış ve birçok önde gelen aktivist hapse atılmıştı.
Fransa 24’ün haberine göre, Wong Eylül ayında mahkemede suçunu kabul etmişti. Mahkeme, Wong’un “yabancı güçlerle iş birliği” suçunun ağırlığı nedeniyle daha hafif bir cezanın söz konusu olamayacağını vurguladı.
Hong Kong’daki insan hakları savunucuları ve uluslararası gözlemciler, ulusal güvenlik yasasının muhalefeti susturmak için kullanıldığını ve şehirdeki temel özgürlüklerin ciddi şekilde kısıtlandığını savunuyor. Ancak Pekin ve Hong Kong yetkilileri, yasanın istikrarı sağlamak için gerekli olduğunu iddia ediyor.
Neden önemli?
Joshua Wong’un 10 yıllık hapis cezası, Hong Kong’da ulusal güvenlik yasası kapsamında verilen en ağır cezalardan biri olarak öne çıkıyor. Wong, 2019’daki protestolardan bu yana şehirdeki demokrasi hareketinin uluslararası simgesi haline gelmişti. Bu ceza, hem şehirdeki muhalif hareketlerin geleceği hem de Çin’in Hong Kong üzerindeki kontrolünü daha da pekiştirmesi açısından kritik bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
France 24’ün aktardığına göre, 2020’de yürürlüğe giren ulusal güvenlik yasası ile birlikte, Hong Kong’da muhalif gruplar neredeyse tamamen dağıtıldı ve çok sayıda aktivist ya hapse atıldı ya da yurtdışına kaçtı. Joshua Wong’un aldığı yeni ceza, bu baskı ortamının devam ettiğini ve uluslararası toplumun Hong Kong’daki insan hakları ihlallerine yönelik endişelerinin sürdüğünü gösteriyor.
Wong’un davası, ulusal güvenlik yasasının kapsamı ve uygulanışı konusunda hem Hong Kong’da hem de uluslararası alanda tartışmaları yeniden alevlendirdi. Özellikle Batılı hükümetler ve insan hakları örgütleri, bu tür davaların şehirdeki siyasi özgürlükleri ve ifade hakkını ciddi şekilde tehdit ettiğine dikkat çekiyor.
Haberdeki görsel, olayın gerçek sahnesinden esinlenilerek yapay zekâ ile oluşturulmuş temsilî bir illüstrasyondur.































