İsrail’de dün yapılan genel seçimlerin ardından açıklanan sandık çıkış anketleri, ne Başbakan Binyamin Netanyahu’nun liderliğindeki Likud’un, ne de ana rakibi Gadi Eisenkot’un bloğunun parlamentoda çoğunluğu sağlayamadığını ortaya koydu. Reuters’ın aktardığına göre, Eisenkot’un bloğu 52 veya 53 sandalye ile önde görünürken, Netanyahu’nun bloğu yaklaşık 50 sandalye aldı. 120 sandalyeli Knesset’te hükümet kurmak için en az 61 sandalye gerekiyor.
Üç farklı sandık çıkış anketinden ikisi Eisenkot’un bloğunu önde gösterirken, bir ankette ise iki ana blok başa baş gidiyor. Bu tablo, ülkede siyasi çıkmazın sürdüğüne işaret ediyor. Arap partilerinin ise yaklaşık 17 sandalye kazanması bekleniyor. Ancak Eisenkot’un, Arap partileriyle koalisyon kurmaya sıcak bakmadığı belirtiliyor. Bu durum, hükümet kurma sürecini daha da karmaşık hale getiriyor.
İsrail’in siyasi sisteminde hiçbir parti bugüne kadar tek başına 61 sandalye kazanamadı; koalisyon hükümetleri ülke siyasetinin normu olarak öne çıkıyor. Küçük partiler ve Arap partileri, bu seçimde de kilit rol oynayabilir. Ancak Reuters’ın haberine göre, Eisenkot’un Arap partileriyle hükümet kurmayı reddetmesi, koalisyon seçeneklerini kısıtlıyor.
Seçimlere katılım oranı ise son yılların en yüksek seviyesine ulaştı. The Jerusalem Post’un aktardığına göre, Merkez Seçim Komitesi verileri, seçmen katılımının 1973’ten bu yana en yüksek seviyeye çıktığını gösteriyor. Bu durum, seçim sonuçlarının ülke genelinde yakından takip edildiğini ortaya koyuyor.
Resmi sonuçların açıklanması birkaç gün sürebilir. Geçmiş seçimlerde de sandık çıkış anketleri ile kesin sonuçlar arasında farklılıklar yaşanmıştı. Nihai tablo, oyların tamamının sayılmasıyla netleşecek. Şu anki tabloya göre, hiçbir blokun hükümet kurmak için yeterli desteği bulunmuyor.
Netanyahu’nun liderliğindeki Likud Partisi, sandık çıkış anketlerinde en fazla oyu alan parti olsa da, blok olarak çoğunluğa ulaşamadı. Eisenkot’un merkezdeki Yashar Partisi ise, muhalefet bloğunun en güçlü unsuru olarak öne çıkıyor. Her iki lider de, koalisyon müzakerelerinde avantaj elde etmek için küçük partilerle görüşmeler yapmak zorunda kalacak.
Birleşik Arap Listesi ve diğer Arap partileri, sahip oldukları sandalye sayısı ile hükümet kurma sürecinde belirleyici olabilir. Ancak Eisenkot’un bu partilerle hükümet kurmayı reddetmesi, siyasi çıkmazı derinleştiriyor. Netanyahu’nun ise, muhalefet liderlerinin kendi liderliğinde bir koalisyona sıcak bakmaması nedeniyle seçenekleri sınırlı.
İsrail’de bu seçim, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın saldırılarının ardından yapılan ilk genel seçim olma özelliği taşıyor. Seçimler, Başbakan Netanyahu’nun savaş dönemi liderliğine yönelik bir referandum olarak görülüyor. Sonuçların kesinleşmesinin ardından, koalisyon görüşmelerinin haftalarca sürebileceği belirtiliyor.
Neden önemli?
İsrail’deki bu seçim, ülkede siyasi istikrarsızlığın devam ettiğini ve mevcut liderlerin toplumun farklı kesimlerinden yeterli desteği alamadığını gösteriyor. Reuters ve The Jerusalem Post’un aktardığı gibi, ne Netanyahu’nun ne de Eisenkot’un hükümet kuracak çoğunluğa ulaşamaması, İsrail siyasetinde yeni bir tıkanmaya yol açtı. Bu durum, ülkede kısa süre içinde yeniden seçime gidilmesi ihtimalini gündeme getiriyor.
Seçim sonuçlarının kesinleşmemesi, İsrail’in iç ve dış politikasında belirsizliğe neden oluyor. Özellikle Hamas’ın 2023 saldırılarından sonra yapılan ilk seçim olması, güvenlik ve liderlik tartışmalarını daha da önemli hale getiriyor. Sandık çıkış anketlerinde Arap partilerinin kilit konuma gelmesi ise, koalisyon görüşmelerinde yeni pazarlıkların kapısını aralıyor.
Önümüzdeki günlerde resmi sonuçların açıklanması ve koalisyon görüşmelerinin başlaması bekleniyor. Seçimlerin sonucu, yalnızca İsrail iç siyasetini değil, bölgedeki dengeleri ve uluslararası ilişkileri de yakından ilgilendiriyor. Netanyahu ve Eisenkot’un izleyeceği stratejiler, ülkenin önümüzdeki dönemdeki siyasi rotasını belirleyecek.
Haberdeki görsel, olayın gerçek sahnesinden esinlenilerek yapay zekâ ile oluşturulmuş temsilî bir illüstrasyondur.































