Birleşmiş Milletler’in (BM) son açıklamasına göre, atmosferdeki sera gazı yoğunlukları 2025 yılında şimdiye kadarki en yüksek seviyeye ulaştı. BM’ye bağlı Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), bu artışın yüzyıllar boyunca sürecek iklim etkilerini kalıcı hale getirdiğini vurguladı.
WMO’nun yayımladığı son bültende, 2025 yılında atmosferdeki karbondioksit (CO2) oranının 426,8 ppm (milyonda birim), metan (CH4) oranının 1.948 ppb (milyarda birim) ve diazot monoksit (N2O) oranının ise 339,1 ppb’ye yükseldiği belirtildi. Bu değerler, 1750 yılı öncesindeki sanayi öncesi seviyelere kıyasla sırasıyla %153, %267 ve %126 artış anlamına geliyor.
Yetkililer, özellikle karbondioksitin iklim üzerindeki ısınma etkisinin yaklaşık %66’sını oluşturduğunu, metanın ise %16’lık bir paya sahip olduğunu ifade etti. WMO uzmanı Oksana Tarasova, fosil yakıt kullanımının ve güçlü El Nino etkisinin 2026’da da bu artış eğilimini sürdüreceğini belirtti.
WMO Global Atmosfer İzleme Programı’nın verilerine göre, küresel ortalama yüzey karbondioksit konsantrasyonu 2025’te 426,8 ppm’e çıkarak sanayi öncesi döneme göre %53 artış gösterdi. Metan ve diazot monoksit seviyeleri de rekor tazeledi: Metan 1.948 ppb, diazot monoksit ise 339,1 ppb’ye yükseldi.
Bu artışlar, BM’nin önümüzdeki ay Türkiye’de düzenleyeceği COP31 İklim Konferansı öncesinde açıklandı. WMO’nun raporunda, bu seviyelerin, küresel sıcaklık artışını sanayi öncesi döneme göre 1,5°C ile sınırlama hedefinin aşılmasına yol açacağı ve yüzyıl sonunda 2,8°C’lik bir ısınma riskini artırdığı vurgulandı.
Uzmanlar, sera gazı konsantrasyonlarındaki artışın, yeni emisyonlardan ziyade atmosferde birikmiş gaz miktarını gösterdiğini ve bu nedenle etkilerinin çok uzun süreli olacağını belirtiyor. BM yetkilileri, mevcut politikalarla sera gazı artışının önüne geçilemediğine dikkat çekiyor.
WMO, özellikle fosil yakıtların yakılmasının ve tarımsal faaliyetlerin sera gazı salımındaki başlıca etkenler olduğunu belirtiyor. 2023 ve 2024’te etkili olan El Nino’nun da kara karbon yutaklarını zayıflatarak bu yükselişi hızlandırdığı ifade edildi.
BM’nin son değerlendirmesinde, mevcut sera gazı seviyeleriyle iklim değişikliğinin etkilerinin yüzyıllar boyunca süreceği, sıcak hava dalgaları, aşırı hava olayları ve deniz seviyesindeki yükselme gibi sonuçların kaçınılmaz olduğu uyarısı yapıldı.
Neden önemli?
Birleşmiş Milletler ve Dünya Meteoroloji Örgütü’nün bugün açıkladığı veriler, küresel iklim krizinin geldiği kritik noktayı gözler önüne seriyor. Özellikle karbondioksit seviyesinin 426,8 ppm’e ulaşması, Paris Anlaşması’nda belirlenen 1,5°C sınırının aşılmasının artık kaçınılmaz olduğunu gösteriyor. WMO’nun değerlendirmesine göre, bu eğilim devam ederse yüzyıl sonunda 2,8°C’lik bir küresel ısınma riski bulunuyor.
Bu gelişme, Kasım ayında Türkiye’de düzenlenecek olan COP31 İklim Konferansı öncesi, ülkelerin sera gazı emisyonlarını azaltma taahhütlerini gözden geçirmesi gerekliliğini bir kez daha gündeme taşıyor. WMO’nun raporunda vurgulandığı gibi, mevcut politikalarla sera gazı birikiminin önüne geçilemediği için, uzun vadeli ve daha etkili önlemlere ihtiyaç duyuluyor.
Sonuç olarak, BM ve WMO’nun açıkladığı güncel veriler, iklim değişikliğinin etkilerinin sadece bugünü değil, gelecek yüzyılları da etkileyeceğini ve acil uluslararası iş birliği gerektirdiğini ortaya koyuyor. Özellikle fosil yakıt kullanımının azaltılması ve karbon yutaklarının korunması, önümüzdeki dönemde küresel gündemin en önemli başlıklarından biri olmaya devam edecek.
Haberdeki görsel, olayın gerçek sahnesinden esinlenilerek yapay zekâ ile oluşturulmuş temsilî bir illüstrasyondur.
































